20 Eylül 2009 Pazar

hey hey modern world

modern zamanlarin, metropollerin, ilerleyen teknolojinin insana kaybettirdigi ne cok sey var..
mp3 calarimin pili, en sevdigim sarkıya gececekken "tak!" diye bitince dusundum tum bunlari. walkman dinlerken, pil bitecegini adeta haber verirdi. sarkici kadinin kalinlasan sesi, yavaslayan kelimeleri birer alamet sayilir, insan kendini duruma alistirirdi. simdiyse neyin ne zaman olup bitiverdigini anlayamiyor insan. her sey son surat, kosuyor..
alisma surecleri, isinma turlari, orta sinif, karar, vasat... yok.
demode bir zamanda olmak, her seyi alistira alistira yasamak istiyorum. buna ragmen yaziyi -maksat ironi olsun- tak diye bitiyorum.
tak!
NOT: Aras da "Tak!" diye ölmüştü. yeniden uzuldum..

19 Ağustos 2009 Çarşamba

batmayon mayo

batmayan mayonun marifeti nedir, ceplerinde minik hava kesecikleri mi vardır bilemiyorum. ama en azindan, sacma da olsa, bu konuda bir fikir yurutebiliyorum.

bazen, dogarken hepimize birer batmayan mayo giydirdiklerini dusunuyorum. bazen, ne kadar yaklassam da dibe vuramiyorum; yukari cekiliyorum. (resmen) hissettigim, (zaman zaman) dokundugum bu "sey"lerin neler oldugunu anlatmasi, aciklamasi zor. hayatin kaldirma kuvveti nereden geliyor, bulamiyorum...

9 Ağustos 2009 Pazar

temsil-i intikam

tek basima uzun bir yola cikiyorum. bu yolculuktan bir beklentim yok. sadece geri donebilmeyi diliyorum.

cunku yine karsi penceredeki adami gozetlemeye devam etmek, ders calismak, ankara'nin sicak agustos gecelerinde yatagima uzanip kitap okumak, bu sahte gunluklerin yerini asla tutamayacagi defterime bir seyler yazmak, gunun ilk isiklariyla eve girmek, fotografa geri donmek, kolajlarımı tamamlamak, kendime yonelmek ve mumkunse bu sekilde, yikayip pakladigim karmama leke surmemek, kalbimi temiz tutmak istiyorum. beni intikamdan uzak tutacak seyleri dusunmek, o seyleri yapmak istiyorum. onu ve yarattigi onu, olduklari yerde, o karanlik kosede birakmak istiyorum. oyun oynamak, icimi serinletene kadar rol yapmak ve sonra olumcul darbeyi indirmek... bunlar bana gore seyler degil. hayat oyle bir sey ki, zaten sizin intikam almaniza gerek bile birakmiyor. her seyi, o gizemli yontemleriyle, sizin yapabileceginizden cok daha haince sonuclandiriyor.
ben kalbimi temiz tutuyorum. baska da bir sey dusunmuyorum. arkama yaslanip, zamanin gecmesini, hayatin sahneye cikmasini bekliyorum. sonra da, en guzel temsili seyrediyorum.

28 Temmuz 2009 Salı

bir var(mis) bir yok(mus)

"her sey olur/ her sey buyur/ her sey gecer/ hayat kalir"

elimde sadece hayat var. henuz ne kadarini tukettigimi bilmedigim bir hayat. yasanip yasanmayacagini bile bilmedigim kotu anlarin, kotu zamanlarin beni simdiden endiselendirmesi, uzmesi ne garip! insan olumsuzluga daha yakin, daha yatkin.
mutluluk zor cunku. bulunmasi, kiymetinin bilinmesi, paylasilmasi... zor.
hayat da zor, tipki mutluluk gibi. ve tipki mutluluk gibi hayat da bir var bir yok. belki de sirf bu yuzden -her ne gelecekse- yasamali ve olanlardan mutlu anlar cikarmaya bakmali. degil mi ki, insan da bir var bir yok?

19 Temmuz 2009 Pazar

?

yolda birbirinin suratina bakmayan insanlar, denizin kenarinda ne kadar cabuk tanisip kaynasiyor. herkes ciplak, ondan mi ki?

30 Haziran 2009 Salı

(ortadan) kaldiriyoruz

sinava, cantasinda soru bankasiyla gelen kizlar, oglen arasinda ders notlarindan ezber yapan erkekler, parmaklarinizi kaldirin.
otobus duraginda (haliyle otobus) bekleyenleri kornalariyla ve yersiz bakislariyla taciz eden dolmus soforleri, parmaklari gorelim.
luks ve donanimli spor salonunun girisinde yuruyen merdiven olan beyefendi, parmak lutfen.
taksi metredeki kusuratlari hep yukariya yuvarlayan taksici beyler, siz de kaldirin parmaklari.
sadece kiriklari alamayan kuaför arkadaslar, kaldirin kaldirin.
otobusteki bos yerlere ilerlemeyen hanimlar beyler, parmaklarimizi kaldiralim.
yagmur durdugu halde semsiyesini kapatmayan hanim teyzeler, derdiniz ne allah askina? kaldirin parmaklari.
kisisel temizligin ne oldugunu unutan arkadaslar, siz tum parmaklarinizi!
insanlarin omuzlarini "surdan bi tanee!" demek icin durtukleyen o parmaklar da kalksin.
yolun bir turlu sagindan yurumeyi beceremeyen kent sakinleri, haydi, hep birlikte.
once tuvaletin kapisini zorlayip sonra calan bağyan arkadaslar, kapiya vurmaya kiyamadiginiz parmaklari, bi zahmet...

haydi bakalim, simdi kaldirdiginiz o parmaklarinizi alip %#!)?%!+#(&=+*
tamam? anlastik?

28 Haziran 2009 Pazar

baykus cekirdegi: degismeyen lezzet

haydi cilekleri, karpuzları, dutlari, muzlari, bilhassa seftali ve kayisilari anliyorum.
hormon cikti ve tatsizlasti dunya.
ama potiborlere n'olmus oyle?

en iyisi birkac tane soguk baykus cekirdegi yemek. surprizlere yer birakmayan, her seferinde ayni lezzeti sunan birkac tane...
hem istah kabartici hem zihin acici.

27 Haziran 2009 Cumartesi

ayip mi oldu?*


tam ona selam verecektin, kafasini cevirdi.
sen, cumleni soylemek icin aldigin nefesle, dilinin ucundaki nezaketle kalakaldin.

o ne zaman aklina gelse, hep o anla basbasa kalacaksin artik. aklina ne daha iyi bir ani gelecek ne de daha kotu. hep, o pesinen reddedilmisligi hatirlayacaksin. hatirlayacaksin.

iyi niyetini koruma artik. onun aklindan gecirdigi cumle*, senin istedigin degil.

16 Haziran 2009 Salı

kurdugum cumleler



evdeyim. hava sicak. icim daralmis. havalardandir diyorum, sacmaliyorum.

uzun zamandir pek cok sey icin bekliyorum. aslinda orijinal bir beklentim yok. her siradan insanin, her siradan hayaline alt yazi olabilecek cumleler geciyor aklimdan. sadece bana aitlermis gibi benimsedigim, gercege donusmesini bekledigim cumleler...

sonra, birden aklima geliveren bir sarkiyi mirildanmaya basliyorum.
"her sey yoluna girer, yavas yavas.."
annem beliriyor odamin kapisinda. bana, dunyanin en kıymetli mucevheriymisim gibi bakiyor. kamasmis gozleriyle, "sen boyle sarkilar soylediginde o kadar mutlu oluyorum ki!" diyor. bir an konusamiyorum. o sarki olmak istiyorum sonra. sonra...

sonra anliyorum ki, hayat dedigim sey benim aslinda. hayallerim, cumlelerim, beklentilerim, elde edemediklerim.. hepsi benim. hayal edebildigim kadar varim, onlari gerceklestirebildigim kadar degil. hayat baska bir sey cunku. hayat, hayallerin bir kismini hep eksik birakarak akip giden bir sey. hayat, aklindan gecirdigin degil, kurdugun cumleler cunku.
dusunsenize gerceklesen hangi hayal, o cumleden daha gercek olabilir ki? hangisi bu kadar mutlu edebilir ki?
bence hicbiri..

13 Haziran 2009 Cumartesi

beklenti borsasi

beklenti borsasi gunun ilk seansini, isteklerin artmasi ve bu isteklerin hayallerle desteklenmesi sayesinde bes puanlik bir yukselisle acti. yukselen beklentiler kalpleri heyecanlandirirken, akil hocalari bunun spekulatif girisimlere bagli bir yukselme olabilecegini, tedbirli ve temkinli olunmasi gerektigini hatirlatti. her seye ragmen yukselen beklentilerin duygusal piyasalarda canlilik yarattigi ise gozlerden kacmadi. yalniz simdilik hissi yatirimlar yapmamakta ve bir sure beklemekte fayda goruyoruz. bakalim ilerleyen gunlerde bizi borsamizda neler bekliyor olacak. bir sonraki seans acilisinda gorusmek uzre, beklentiniz bol olsun..

11 Haziran 2009 Perşembe

hım hımm

yillardir hep istedim, hep uzaktan seyrettim onlari. sonunda kararimi verdim: artik ben de onlardan biri olmak istiyorum!

ben de "işim" dedigim seyin refujlerdeki cimenleri sulamak ve sonra da golgesi en buyuk agacin altinda sekerleme yapmak olmasini istiyorum.

o olmazsa, ekskavator operatoru de olabilirim. olurum yani, yer.

3 Haziran 2009 Çarşamba

baykus cekirdegi: bir orman meyvesi


baykus cekirdegi, sadece ruyalarda (bir de belki cennette) bulunan, kirmizisi canli, kendisi kucuk, tadi guzel bir orman meyvesidir. yiyenlere zevk verir, nese verir. ayrica, hayatla ilgili buyuk planlar yapmamanizi, beklentilerinizi yukseltmemenizi, kendinize milatlar belirlememenizi salik verir. cunku -maazallah- isler yolunda gidiyormus gibi gorunurken birden her sey devriliverebilir. alternatif sahibi olmak iyidir.
bunlari soyledi diye zannetmeyin ki baykus cekirdegi her seyi bilir. onun yaptigi herkesin bildigini tekrarlamaktan baska bir sey degildir. yani onun da tum bildigi, aslinda hicbir sey bilmedigidir.

31 Mayıs 2009 Pazar

41bucuk

domuz g(r)ibiyiz masallah!

26 Mayıs 2009 Salı

ankara < dunya

dunya kucuk..

onun yaninda ankara dedigin nedir ki?
hani derler ya ates olsa... o kadardir iste olsa olsa.

18 Mayıs 2009 Pazartesi

kte


kendimi,
tek basima olmama aldirmadan uc saat boyunca tum sorulari cozdugum, malum gun yaklastikca rahatligima rahatlik kattigim, vara yoga aglayip yine de "nasilsin?" diye soranlara "iyiyim:)" diye cevap verdigim, hangi onemli isi yetistireyim diye hayiflanirken kolaj hayalime giden yolda her turlu materyali saatlerce kesip, katlayip, biriktirdigim, annemi gercekten anlayabildigim, problemlere bazen kendimi bile sasirtan cozumler bulabildigim, detaylari fark etmede isik hizinda oldugum ve etrafimda dolasan, dusundukce icimi daraltan, (simdilik) cozumsuz kalan her seye ragmen yine de eglenebildigim icin
tebrik ederim, operim.

NOT: istiyorum ki "kte(kendimi tebrik ederim)", kib, scs gibi evrensel olmasa da, ulusal bir kimlik kazansin. herkes kendisi icin, kendince guzel seyler yapsin, kendine guzel seyler telkin etsin ve kendini tebrik etsin.
hadi, kte(kendinizi tebrik edin;))!

15 Nisan 2009 Çarşamba

cocugum cocuk


yetiskinlik basina bela olunca, hayatin gercekleri bir bir suratina inince, askin devam edip iliskin bitince, umudun tukendigi halde beklentilerin artmaya devam ettikce, karar alma mekanizmani daha cok devreye sokman gerekince, otobus penceresinden gecip giden tabelalari okumak yerine yol cizgilerini saymaya basladigini fark edince, yapman gereken islere ayirdigin vakit yapmaman gerekenlere ayirdiginin 3/5'ünü gecince, kendin yirmi ucune girip aklini 19'unda unutunca insan cocuklugundan baska nereye siginir ki?

simdi yeniden evimizin karsisindaki tarlada balli baba toplamak, caktirmadan eski havuzun oraya kacmak, yavru kedileri beslemek, pencereleri balkon sanmaya devam etmek, ayni kulahtan dondurma yemekten cekinmemek, terli terli su icmek, babamin oturma odamizin kapisina kurdugu salincakta sallanmak, yufkacinin cocuklariyla annemin yasak ettigi insaata gitmek, ablamla elimizin icine para saklayip bakkaldan sakiz almaya gitmek, kopekli can simidimin icine girmek yerine inadina ustune oturmak, kalp seklindeki gunes gozluklerimi takmak, lambada etegimi giymek, mutsuz prenses zamanlarima geri donmek istiyorum. hepsini bastan yasamak istiyorum. boyle bir seyin asla olmayacagini elbette biliyorum ama istiyorum iste.
banane banane!

7 Nisan 2009 Salı

sizinle tanismak guzeldi(!)


sevgili onyargilarim,
uzunca bir zamandir hepinizi ayri ayri buyuttum, besledim; lakin artik sizinle gorusmek, gorunmek istemiyorum. vahsi dogaya saliverilme vaktinizdir. hepinize, isgal edeceginiz yeni bunyelerde muvaffakiyetler diler, buyuklerinizin ellerinden, kucuklerinizin gozlerinden operim.

5 Nisan 2009 Pazar

../..


buyuyorum. duyuyor musunuz?

16 Mart 2009 Pazartesi

arkasi yarin

ozge, 22, ogrenci

buhranli bir donem gecirmekte. ders calismak, az uyumak, guzel gorunmek, saglikli beslenmek, sinavlara girmek, mumkunse biraz da basarili olmak zorunda. bu arada, ara sira iyi haberler duysa fena olmaz. kendiyle ilgili asparagaslardan kurtulmak ister. tum bunlarin yaninda, karma temizligine olan inancini iyiden iyiye kaybetmis durumda. her seyi yikadi, yikadi; ama hicbir seyi yikamadi. etrafinda pek cok romantik evrim olurken o, yalnizca devrilebildiginden, yaratmaya calistigi duygusal devinimleri fiziksel dovunumlere donusturdu. kah kalbini kah ruhunu dovmekte. bazen aklina kusmekte, bazen de olur olmaz insanlara gonul dusurmekte. ustelik olanlarin hicbirine bir hal care dusunememekte.

bakalım kahramanimiz (kahraman dememiz lafin gelisidir. yoksa bugune kadar kendisinin bir kahramanligi kaydedilmis degildir.) normale donebilecek mi? binbir solukta izleyeceginiz yeni maceralar pek yakinda ayni saatte, ayni kanalda..

NOT: Gulsen Abi dizisini ozledim.

3 Mart 2009 Salı

*


Uzun zamandir iviz zivir cekmecesinde kipirtisizca duran bir deste iskambil kagidi, bugun heyecanli bir cift el tarafindan cekmeceden sevincle cikartildi. Ayni heyecanli ve telasli eller, desteyi kisa bir sure karistirdiktan sonra kesti ve basladi kagitlari tek tek siralamaya.
Elbette bu siralamalarin belli bir duzeni vardi. Bilmez misiniz, en manasiz fallar bile bir dizi ciddi kural cercevesinde acilir.
Ne var ki, buyuk beklentilerle bakilan bu falin sonucunun begenilmedigi, ellerin desteyi cekmeceden cikarirkenki heyecaninin, bir parca hayalkirikligina donusmesiyle anlasildi. "Oyle ya," dedi, simdilik sadece guzel ellerin sahibi kadin, "daha fazlasi icin henuz o kadar erken ki.."

8 Şubat 2009 Pazar

../.

sanirim artik vazgecmeliyim. her seferinde gunlerin bu kadar cabuk gectigine sasirmak, sasirmakla kalmayip buna inanamamak, artik samimiyetsiz olmaya basladi..

3 Şubat 2009 Salı

..


dunya icin uzuluyorum. ona cok aciyorum.
bazen kendimi onun yerine koyuyorum; ama buna bile dayanamiyorum..

31 Ocak 2009 Cumartesi

*

hayatimin bir donemini ozluyorum; ama ozlemini duydugum vakitlerin, zaman cizgisinin ne tarafinda durdugunu kestiremiyorum.

hic yasanmamis bir seylerin ozlemi mi bu, yoksa bugun itibariyle coktan kaybettiklerimin mi?

bu sorunun cevabini cok merak ediyorum ve korkuyorum. gecmisi ozlemek istemiyorum.

Hakkımda

Fotoğrafım
http://wakeupthecake.deviantart.com